ne olur affet beni ferâye

ne yazacaksam sana ferâye
ne yazacaksam evvelâ önce
seni yazacağım bundan böyle
kağıda her ne işlenecekse
dilden, gönülden her ne dökülecekse
sâdece ve sâdece sanadır artık ferâye

sen ki
gerçek olamayacak kadar güzel
muháyyel mahbubemizsin ferâye
biliyorsun
seni büründüren benim ete kemiğe
kim bilir
hep olduğun gibi kalacaksın belki de
ve yalnız, tanrı’nın bildiği
erken veyâ geç bir vakitte
benimle birlikte
yok olup gideceksin sessizce
yâhut -bağışlasın beni rabb’im-
bu çin işkencelerinin,
kefâreti
yâni ilâhî bir armağan olarak
ansızın karşıma dikilivereceksin
ve sımsıcak sarılarak yüreğime
“hepsi geçti, haydi artık gülümse
bak buradayım, geldim işte” diyeceksin

sanmıyorum ama keşke ferâye
keşke şimdi hemen
çıkagelsen her neredeysen
beklemesen, beklemesen bir sâniye bile
uğramasan hiçbir meş’um kente
oturmasan hiçbir uğursuz dizin dibine
yaralanmasan, kırılmasan, üzülmesen
hattâ benim gibi öldürülüp
diri diri gömülmesen
ve bakmamış olsan şu benim
kızıla kesmiş kan püsküren
hasretle yolunu gözleyen
yorgun gözlerimden başka hiçbir göze

ve sımsıkı sarılsam o tertemiz gönlüne
“beni affet, ne olur affet beni,
o’nu sen sandım ferâye” desem
sen de özrümü kabul ediversen
ve ben
bu bin kez ölmüş milyon yıllık ölü
rûz-i mahşerdeymişiz gibi diriliversem

beni bul
beni bir de sen vurma ferâye
öyle ağır yitirdim ki kendimi
zâten beni bir sen
bir de Allah bulabilir isterse
gel ve unuttur
yazdığım tüm o yanlış şiirleri
o kana bulanmış senelerimi
unuttur
unuttur artık ferâye derdi elemi
günden güne daha çok hatırlıyorum
unutmayı ne denli özlediğimi

dağıldım, toparlanamıyorum ferâye
gel artık rabb’in izniyle
ama ne olur sen de
aklımla gönlümü kanlı bıçaklı etme
kötü yollara “iyi niyetler”le girme
ne olursun ferâye
dur düşün, beni bana düşman etme

benim dilimi bil, benim türkümü söyle
yeri unutulmuş mayınlarımı temizle
mukâvim bir zırh gibi kuşat beni ferâye
beni mâzinin insafsızlığına terk etme
girmediğim sokağı bilme
sevdiğimi sev, sövdüğümü sevme
sönsün gönlümdeki cehennem, adın geçince
içimdeki bu kavga gürültü, bu bitmez endişe
son bulsun bu kırgınlık, sen yâdıma düşünce

unuttur bana ferâye
bu çağda olduğumuz acı gerçeğini
öpe okşaya rahmetle uyandır beni geceleri,
sars müşfik ellerle ferâye beni
gün ısıtmadan “dünyâ denilen bu mezellet”i*…

hazreti peygamberin
hamza, ömer, ali
hasan, hüseyn efendilerimizin
hanefî, yesevî, mâturidî büyüklerimizin
yunus emre’nin, hoca nasreddin’in
numan baba’nın, akşemseddin’in
sultan fâtih’in, şehid muhsin’in
bilge aliya’nın, kahraman şâmil’in rabbini
bana bizim rabb’imizi hatırlat
seni ondan diliyorum, beni ona yaklaştır ferâye

gizlemedim, gizlemiyorum
ben yanlışa meyyál bir adamım ferâye
yıllardır direniyorum
ayağım kaymasın diye
gel ve bu helál rızık
nâmuslu hayat mücâhedesinde
sırtımı yasladığım dağ ol ferâye
kalbin ki bir ömür,
yalnız benimle huzur bulsun
kavuşmalarımız ki uçmağa varmak olsun
numan baba’nın çilehanesindeki
o muazzez huzuru doldur istiyorum yüreğime

biliyorum, biliyorum, biliyorum…
yüzüm yok rabb’imden seni istemeye
çünkü yol olsa bilcümle günâhım, görüyorum
bir ucu günyüzü’dür bir ucu erzurum
fakat neyleyim
ben de herkes gibi bir âciz kulum
bağışlasın beni rabb’im, milyon kere mahcubum
lâkin sen de bilirsin, istemek bize; vermek,
“yolun doğrusunu göstermek”** ona âittir ferâye

seni bekledim, bekliyorum ferâye
ve hep bekleyeceğim gelmesen de
izin vermeyeceğim rabb’in inâyetiyle
senden başka hiç kimsenin gelmesine
yürümekten, yanlış yollarda yanlış kişiyle
milyon kat daha iyidir bir ömür yapayalnız
sâdece ve sâdece seni beklemek ferâye

*atsız
**nahl suresi 9. âyet

yirmi dokuz ocak iki bin yirmi iki / 04:04

eskişehir – büyükdere

YAZAR

Fâtih Oğuz

EDİTÖR

Sinem Saka

1 cevap
  1. Fatma
    Fatma says:

    Türk edebiyatına bir kadına sesleninlen yeni bir şiir daha, ince ve derin yerleri var; kavla buluşmuş kıvılcım gibi tüter mi söner mi ilerleyen şiirler gösterecek. Güzel ama, geceye de yakışıyor üstelik. Şaire başarılar veya bu bir duaysa amin, diyelim.

    Cevapla

Cevapla

Want to join the discussion?
Feel free to contribute!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir