“Yiğitler yiğidi Cemal Paşa
Tiflis’te vurulmuş yatıyor
Kanı toprağı ıslatıyor
Son nefesini verirken de
Vatanı için selamet diliyor”

Cemal Paşa,  5 Temmuz 1922’de Moskova’dan ayrılarak  Tiflis’e gelmiştir. 9 Temmuz 1922’de Mustafa Kemal’e bir mektup göndererek;  gerginleşen Türk-Sovyet ilişkilerinin düzeltilmesini   (Mustafa Kemal Paşa ile Bolşevikler arasındaki ilişkilerin ilerlemesi için çalıştı.), resmi bir yazıyla da Enver Paşa’yla hiçbir ilgisinin olmadığının ilan edilmesini ve Afganistan meselesini görüşmek üzere Kars veya Trabzon’a davet edilmesini istemiştir.[i] Mustafa Kemal’den  bir haber gelinceye kadar’da Tiflis’te kalmayı uygun görmüştür. Bu süre zarfında sık sık Türk Temsilciliği’ne giderek, Ahmet Muhtar Bey(Büyükelçi) ile görüş alışverişinde bulunmuştur. 21 Temmuz 1922’de, saat 20.30 civarında Nusret ve Süreyya Beylerle birlikte yine Türk Temsiciliği’ne gelmiş olan Cemal Paşa, burada bir müddet kalmış, Muhtar Bey ve temsilcilik çalışanlarıyla sohbet etmiştir. Saat 22.30’a doğru temsilcilikten ayrılmış, iki yaveri yanında olduğu halde, kaldığı otele doğru hareket etmiştir.[ii] Bir süre sonra Rus Çeka (sonradan KGB diye bildiğimiz Rus Gizli Polis Teşkilatı) binasının 10 metre yakınında bulunan Jovkodovfski Sokağı’nda, bir otomobilden çıkan silahlı grubun saldırısına uğramış, genç yaver Mülazim Süreyya Bey, ileri atılmak ve Cemal Paşa’yı korumak istemiş, ne var ki hemen kanlar içinde yere serilmişti; peşinden Cemal Paşa ile Binbaşı Nusret de o kanlı ölüm yolunda şehit düştüler.

Bolşevikler: Birinci ve en güçlü iddiadır. Enver Paşa’nın Afganistan Hükümeti’nin de desteğini alarak Ruslara karşı askeri harekâtlara girişmesi, Cemal Paşa’ya olan güvenin sarsılmasına neden olmuştur. Ruslar bu sebeple paşanın Moskova’yı terk etmesini istemişlerdir. Gelen istihbarat üzerine Halil Paşa, Cemal Paşa’ya, öldürülmesine karar verildiğini ancak bu cinayetin Moskova’da değil Tiflis’te işleneceğini ve suikastın Ermeniler üzerine bırakılacağını söyleyince Cemal Paşa: “ Beni niye öldürmeye kalksınlar, benim Suriye’de Ermeniler’e yaptığım yardımı herkes bilir. Neden olsun bu?” şeklinde cevaplamıştır. Suikasttan sonra Bolşevik Hükümeti Ankara Hükümetine katillerin ortaya çıkacağını bildirmiştir.

İngilizler:  Lübnanlı Dürzi reisi Emir Şekip Aslan’a göre, Cemal Paşa’yı İngiliz tetikçileri öldürmüştü. Cemal Paşa’nın Bolşevikler ile yürüttüğü Afganistan projesi, Hindistan’daki İngiliz egemenliğine karşı büyük tehdit oluşturmaktaydı. Paşa İngiltere’nin Kabil’deki temsilcisi Henry Dobbs’a, “Eğer Mustafa Kemal’le şerefli bir barış yapmazsanız, Hindistan’da isyan çıkarmak için kuvvetlerimle yürüyeceğim!” tehdidini savurmuş, Dobbs da, Lord Curzon’u uyarmıştı.[i] Bu söz üzerine amacının Afganistan’daki İngiliz etkisini kırmak olduğunu anlamaları, Enver ve Cemal’e karşı olan mücadeleleri daha çetin olduğu için cinayetin İngilizler tarafından yapıldığı söylenmektedir.  25 Temmuz 1922’de bir İngiliz generalinin:” Müjdeliyorum, Cemal’in öldürüldüğü kesinleştirilmiştir. Yakında Enver’inde ona katılmasını umalım.” şeklindeki sözleri ve İttihad-ı İslam önündeki engeller de bu iddiayı destekler niteliktedir. Birinci Dünya Savaşı’nda ilan edilen cihad fetvası Hindistan’da karşılık bulmuştur. Hindistanlı Müslümanlar, İngilizler aleyhine isyana teşebbüs edecekler, Türkler de din kardeşlerinin bağımsızlığı için çaba gösterecekti. Cihad fetvasının Hindistan’ daki etkisi hala tartışılan bir konudur. Savaş sonuçlarına bakıldığında cihadın başarısız olduğu yönünde yaygın bir kanaat vardır.  Ancak Mim Kemal Öke’nin ifade ettiği üzere bu tarz kanaatler dönemin şartlarının dikkate alınmamasından ve bazı gerçeklerin yanlış yorumlanmasından kaynaklanmaktadır.[ii]


Ermeniler: . Ermeni Tehciri sırasında yurtdışından gönderilen kışkırtmacı Ermenileri ağır bir şekilde cezalandırmış ve sınır dışı etmiştir. Gelen istihbaratlar Ermeni fedailerinin Talat Paşa ile başlayan suikast zincirine Cemal Paşa’yı da ekledikleri ve Fransız kılığına girerek[i] Berlin’e geldikleri yönündedir. Bu durum iddialarda Ermeniler tarafından yapılan bir suikast olması hususunun üzerinde fazlaca durulmasının sebeplerindendir.

Kim vurdurdu? Rusya’daki Müslümanları kışkırtmalarından rahatsız olan Ruslar mı? Afganistan’daki ve Hindistan’daki Müslümanları cihada çağırmasını fark eden İngilizler mi? Savaş suçlusu olarak yargılanmalarından korkan Almanlar mı? Hayal kırıklığına uğrayan Ermeniler mi? Ankara’ya döndüklerinde rakip olacaklarını düşünen iktidardakiler mı? Hala çözülebilmiş değil..[i] Son olarak Yahya Kemal Beyatlı’nın da dediği gibi: “İttihad ve Terakki kadar bin türlü zihniyeti, bin türlü yaratılışı, bin türlü emeli bir araya toplamış ve dağılmamış, biilakis, zaman geçtikçe daha ziyade toplanmış ve kuvvetlenmiş siyasi bir cemiyeti  Avrupa’nın ve Asya’nın tarihinde göstermek imkansızdır.” Şahıslar ve lider kadrosu ne kadar önemli olursa olsun, var olduğu günden bügüne İttihad kelimesi dahi  bazılarının korkulu rüyası olmuştur, bazılarının ekmek kapısı, bazılarımızın teselli bayrağı…


Merve Vural


0 cevaplar

Cevapla

Want to join the discussion?
Feel free to contribute!

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir