Biz Evden Kendi Çipimizi Getirdik

Çok fazla laf cambazlığı yapmak istemiyorum. Söyleyeceklerimi de oldukça kısa tutmaya çalışacağım. Bir çip muhabbetidir, almış başını gidiyor. Amerika’yı yöneten gizli güçler, Çin virüsüne karşı geliştirilen aşıyla bize çip takacakmış. Diplomasını sosyal medyadan almış Ömer Turan beyefendi gibi fahri tıp doktorlarımızın dediğine göre, çip kimyasal bir şey imiş. Kanımıza karıştıktan sonra etkisini gösteriyormuş, bizi robota benzer insanlar hâline getiriyormuş, vesaire vesaire.

Sormak istediğim birkaç soru var:

  • Bizde dünyayı yöneten gizli güçlerin ya da süper güç ülkelerin bize çip takmayı isteyeceği kadar değerli olan şey nedir?
  • Böyle bir teknoloji geliştiyse eğer, bu çip, insanların zihninde ve bilincinde değişikliklere yol açıp onların uzaktan kontrol edilmesine müsaade ediyorsa, bu teknoloji neden başka yollarla kullanılmadı daha önce?
  • En önemli soru bu. Nitekim diğerlerinin bir cevabı olabilir. Hatta cevap vermek istersem diğer iki soruya ben de şimdi bir iki tatmin edici yanıt üretebilirim. Fakat bu soru benim bu yazıyı yazma amacım. “Bize çip takarak neyi hedefliyorlar? Bizden istedikleri şey nedir?”

Evet, soru bu. İstedikleri şeyleri yapmak için kanımıza bir çip enjekte etme konusunda motive eden şey nedir bu mevzubahis kişileri? Ne yapacaklar, hiçbir şeye sesini çıkarmayan bir toplum mu yaratacaklar? Ahlaksızlığın, riyanın, yalancılığın alıp başını gitmesini mi sağlayacaklar? Yahu tamam, sen böyle yüksek teknolojili bir şeyin maliyetine değecek biri olduğuna inandırmışsın kendini ama bu çipi takarak elde edebileceği şey ne bu adamların senden? Sana çip takıp seni gaflete düşürecek, sonra da istediği her şeyleri yapacaklar mı? Özgürlüklerini mi elinden alacaklar?

Kötü bir haberim var. Yukarıda saydığım sorunların hepsi hâlihazırda kucağımızda nur topu gibi duruyor zaten. Senden alabilecekleri hiçbir şey kalmadı ki. Paranı alıyorlar, mesaini alıyorlar, gençliğini, ömrünü, özgürlüklerini, temel hak ve hürriyetlerini, hatta onur ve şerefini dahi alıyorlar. Sen hangi çiple verdin bunları? Eğer varsa böyle bir şey, sana da bana da o çipi takmışlar bile.

Bakın bu covid aşısı işe yarar veya yaramaz, faydalıdır ya da zararlıdır söylediklerimin hepsi bundan tamamıyla bağımsız. Bizim beynimizde çok daha kötü bir çip var; korku ve basiretsizlik çipi. Enfeksiyon yoluyla bir avuç insanı öldürmüş bir virüsün korkusu dünyanın düzenini değiştiriyor. Ben virüsü küçümsemiyorum ancak sanki geri kalanımız virüsü çok büyütüyor gibi. Biz büyütmeye ve korkmaya devam ettikçe de otorite sahipleri bu fırsatı değerlendirmekten asla kaçınmayacaklar. Önce gece eğlenmeyi yasakladılar. Baktılar ses seda yok, akşam sekiz olduğunda alkol satan dükkânlara kepenk kapattırdılar. Hiçbirimiz de çıkıp “Ne alaka?” diyemedik. Diyemeyiz tabii, yasaklar duyurulunca “Şurama da yasak, birazcık da şurama yasak.” demeyi bekleyen insanlarla aynı ülkede yaşıyoruz. Toplumda hürriyet bilinci oturmamış ki. Şimdi kime anlatacaksın salgın bahanesiyle özgürlüklerinin elinden alınmasının meşru olmadığını, bunun kötü sonuçlar doğuracağını ve suistimal edileceğini?

Türkiye’de koyulan her yasak, oluşturmak istedikleri korku rejiminin ayak sesleridir. Uyguladıkları tüm istibdatın meşru görünmesi için de dün OHAL sürecini kullandıkları gibi bugün de pandemiyi kullanıyorlar. Kasım ayının sonuna kadar tüm verileri saklayan bakanlık niye şimdi her şeyi bizimle paylaşmaya karar verdi? Sanki vaka sayısı bir günde mi otuz binlere dayandı? Hayır, aylardır zaten yüksekti. E hem sakladıkları yanlarına kâr kaldı hem de bu algıyla bir sürü yasak getirdiler. Bakınız ben gece hayatı olan biri değilim. Bar, kulüp takılmayı da hiç sevmem. En fazla yapacağım dostlarımla sakin bir ortamda oturup yiyip içmek olur. Ancak benim işim yok diye bu yasağı görmezden gelemem. Çünkü yıllardır bu hatayı yapıyoruz. Sevmediğimiz şeyleri yasakladıklarında umurumuzda olmadı, ses çıkarmadık. Halbuki düşünmemiz gereken şey o yasağın devamının geleceğiydi. Aynı yıllar önce koyulan abuk subuk sansürlere karşı görülmeyen tepkinin bugün radyodaki müzikte geçen “lan” kelimesinin sansürlenmesini sağladığı gibi.

Her şeyimizi elimizden alıyorlar. Katarlı ve Çinli efendilerinin lüks mülklerindeki güzel hayatlarını izlemeye mahkum edilen milyonlar olarak tek yapacağımız şey işe gitmek ve gelmek. Düşünmek, konuşmak, itiraz etmek, eğlenmek, hepsi yasak. Bugüne kadar nasıl daha fazlası olduysa yine daha fazlası olacak. Yasaklar ve istibdat bitmeyecek.

Şimdi söyle, sana çip takılmasına kim gerek duyar Türko? Çip olmadan da sen her istediklerini veriyorsun zaten. İlla sana birilerinin bir çip takmasını istiyorsan, önemli hissetmek istiyorsan sende hâlihazırda bir tane var zaten. Korku ve aptallık çipi. Bunlar sayesinde isteyen istediğini yaptırıyor sana zaten. Allah’ını bile şaşırttırıyorlar, daha fazla ne yapabilirler ki? Ha aşıyla ilgili şüphelerin varsa söyleyeyim; besleyip büyüttüğün dev seni zaten virüsün çıktığı yerden gelen aşılarda denek olarak kullanacak. E hadi o göstermeyi unuttuğun cesaretinle ne olduğunu bilmediğin itirazını göster şimdi. Aman, yarın biz Çin aşısı olmak istemiyoruz diye bize vatan haini deme de. Dersin sen çünkü, var öyle huyların.

Velhasıl kelam ne sen çip takılmak istenilecek kadar önemlisin, ne senin zihnin o çiplerin maliyetine değecek kadar para ediyor. Sen çalışmak ve itaat etmek dışında her şeyinden mahrum kalmış bir milletsin. Ekmek bulamadığın için şikâyet etmeye bile hakkın yok. Yarın Arap efendilerinin arabasının camını silmeye başlarsın böyle giderse. Dünyada senden faydalanabilecek tek şey etini yiyebilecek vahşi hayvanlarken hâlâ aynı zırvalardan bahsedersen beni kendine güldürürsün. Herkesi kendine güldürdün Türko, bari beni de güldürme.

YAZAR

Ahmet Çakmak

EDİTÖR

Zeynep Gökçe Azman

0 cevaplar

Cevapla

Want to join the discussion?
Feel free to contribute!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir