Sarsıntılı bir yolun ortasında benlik savaşındayım.

Gözlerim dolu ve ürkek şeytanlarla savaşmaktayım.

Sapsarı bir arazi sonsuzluğunun ortasında,

Göz göre göre hayatımı kovalamaktayım.

Uzak iklimlerin yasalarını tazelerken savaşımda,

İçimdeki ahlak savaşıyla kavgaya tutuştum.

İsterseniz tetiği çekin artık kaflı dağlar,

Yasalarımla beni ayrı diyarlara uçurmayın.

Yıldızlı gökleri bana sormayın, bırakın da

Ufak yasalarımı bensizlik dağlarının eteklerine saklayın.

“Kanla kirlenmiş evrak” niyetine solladılar hayatımızı.

Denizler buruşturdu bu yasaları, raporları.

İç benliğimin tasarılarını yok etmeyi bırakın da

Karanlık sözlerle karalayın yaşamımızı.

Ben demir tenli çiçekler aradım.

Omzuna düştü diye tuttum, dizlerine kapandım.

Senin iklimlerin olurdu beni mevsimlerine çağıran,

Gün olur mevsimlerimi karartır,

Kan lekelerine boğardı.

Şu güzelim ırgat beyinlerini satıp

“Kanla kirlenmiş evrak” aramaktayım.

Ben senin güneşli çiçeklerini,

Gönlümün tam ortasında, kanla kirlenmiş evraklarda taşımaktayım.

Bir hayat bahşediyorum Tanrı’m, benden sana.

Yüzyıllık yalnızlıklarından, kucaklarının arasına.

Bir hayat bahşediyorum gökyüzünü kucaklayan en dingin sessizliğiyle,

“Böyle bir mevsim deviririz sensizliğin izafiyetinde.”

0 cevaplar

Cevapla

Want to join the discussion?
Feel free to contribute!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.