Tasarım: 30Eksi

13 Şubat 2019 yılında aramızdan ayrılan Ozan Arif’i rahmet ve minnetle anıyoruz.

Ozan Arif, Samsun’un Terme ilçesinde 10 Haziran 1949 yılında dünyaya gelir. Samsun’da eğitim ve öğretimini alan Şirin, yine Samsun’da öğretmenlik hayatına başlar. Görev yıllarında eşi Süheyla Hanım’la evlenir. Baskılar sonucu 1979 yılında mesleğinden ayrılmak mecburiyetinde kalır.

Öğretmenlik hayatıma ailemin bulunduğu, ilkokulu ve ortaokulu bitirdiğim Samsun’da, Samsun’un Karaoyumca köyünde başladım. Bir yıllık stajyerlik sürem bittikten sonra yine Samsun’un Dergeviş köyüne tayin oldum. 1972 yılında aynı köyde benim gibi öğretmen olan eşim Süheyla Hanım’la evlendim. Bu köyde 5 yılı öğretmenlik, 4 yılı müstakil okul müdürlüğü olmak üzere 9 yıl maarife hizmet ettim. 1979 yılında inançlarımdan ve prensiplerimden taviz vermediğim için, (zaten hayli maceralı geçen) öğretmenlik mesleğinden, devrin iktidarın baskısı yüzünden ayrılmak zorunda kaldım. Öğretmenliği çok sevmeme, gayet başarılı ve takdirnamelerle dolu meslek hayatıma rağmen, günün şartları karşısında çok sevdiğim mesleğimden ayrılmak zorunda ayrılmak zorunda kaldım.

Yar olmadı bize Maarif; Ne yapsın Ozan Arif?

https://www.ozan-arif.net/index.php/ozan-arif

Ozan Arif, 1964 yılında bağlama ile tanışarak kadim aşıklık geleneği yolunda ilk adımını atar. Ozan Arif bu durumu şöyle anlatır:

 “…Ortaokul çağlarında çocuk yaşta bu sevdaya gönül vermişim. O yaşlardan beri verdiğim mücadelenin karşılığını, tertemiz yüreklerde sevgi sarayları kurarak aldım. Ülküdaşlarımın sevgi ve muhabbetinden daha büyük beşeri ödül olamaz.”

Sanat söz konusu olduğunda ödüller almaya pek erken yaşta başlamıştı. Okul dönemlerinde şiir ve resim alanında birincilikler ile başladı ödül almaya. Özellikle şairliğe kabiliyeti yadsınamazdı. Yaşı ilerledikçe yöresinin dışına çıkmış, ülkesinde tanınmaya başlamıştı. Birçok şiir ve Halk Edebiyatı yarışmalarında ödülleri bulunan Ozan Arif; Türk Halk Edebiyatı’nın şiir, irticalen şiir söyleme, atışma, lebdeğmez, güzelleme gibi pek çok alanında Türkiye birincilikleri aldı.

Ayrıca Konya’da düzenlenen Türkiye Aşıklar Bayramı’nda farklı dallarda birincilikler kazandı. Ayrıca yine bu kapsamda, 1976, 1977, 1978 yıllarında her dalda altın madalya kazandı…

www.ensonhaber.com/biyografi/sanatci/ozan-arif-kimdir

Ülkücü Hareketin önde gelen simalarından biri olan Ozan Arif 12 Eylül sürecini şöyle anlatıyor:

12 Eylül olayı geldi çattı… İnanan, milli ve manevi değerlerine sahip çıkan, memleketin, milletin bekasını düşünen insanları ezen bu olay karşısında ya zindana, ya gurbete gitme gibi iki durumla karşı karşıya kaldım. Zindana girmektense, dışarı çıkarak bir şeyler yapmam gerektiğine (en azından uğradığımız haksızlığı yurt dışında yaşayan insanlarımıza anlatmamız gerektiğine) karar vererek 24 Eylül 1980 tarihinde bir yolunu bulup evimi, ailemi, çocuğumu hepsinden daha kıymetlisi vatanımı geride bırakıp Almanya’ya gittim. Bir yıl sonra eşimi ve oğlum Mehmet Alp’i yanıma alma fırsatı buldum. Anlatsam başlı başına bir kitap olacağına inandığım 11 yıllık adeta sürgün hayatından sonra, 5 Kasım 1991’de memleketime, vatanıma döndüm. Hakkımızda 190 seneye yaklaşan ceza talepleriyle açılan davaların birçoğundan beraat ettim.

https://www.ozan-arif.net/index.php/ozan-arif

Kaç yıl oldu on iki eylül, oldu olalı,

İdareyi bu beyler ele aldı alalı,

Senelerdir dinledik tantanayı, mavalı

Ben on iki eylül’ün nesini seveceğim,

Sevmediğim gibi de devamlı söveceğim

https://www.ozan-arif.net/index.php/siirler

Gurbette iken yazdığı şiirleri gurbetçi Türklerin sesi olur.

Almanya unuttun mu seni sen?

Demokratik insancıldın hani sen!

Hele düşün hatırlarsın dünü sen!

İlk geldiğim zaman bando çaldınız

Neden şimdi bana düşman oldunuz?

https://www.ozan-arif.net/index.php/bir-devrin-destan/3-boeluem

Alamancılık” olarak dilimizde karşılık bulan 1960 sonrası işçi göçü, Anadolu’dan milyonlarca insanı Avrupa ülkelerine sürükledi. Oralarda, öncelikle sosyolojinin konusu olması gereken Türk yerleşimleri oldu. Gurbetçilerin kendilerine göre yaşama tarzları oluştu ve elbette müzikleri ve edebiyatları da oluştu.

Ozan Arif’i 12 Eylül fırtınasının Avrupa’ya savurduğunu biliyorum tabii. O, birçok ülkücü gibi mücadeleyi Avrupa’da sürdürmek isteyenlere katıldı. Daha doğrusu katılmak zorunda kaldı. Ama savrulduğu yer, kendinden önce ve kendinden sonra, şu veya bu sebeple milyonlarca Türk’ün de savrulduğu yerdi ve Arif de onların içinde yaşadı; gurbet duygusunu, vatan hasretini onlarla birlikte yaşadı; onların sesi, onların sazı oldu.

Kaynak Yeniçağ: Ozan Arif’in şiiri – Ahmet B. ERCİLASUN

Başbuğ Alparslan Türkeş’in “manevi evladım” diyerek hitap ettiği Ozan Arif’in Başbuğ’a ithaf ettiği şiirleri bulunmaktadır.

Vatanın, milletin sahibi biziz,

Başbuğ’um emrinde, emrindeyiz biz.

Bu yolda bir ölür bin diriliriz.

Başbuğ’um emrinde, emrindeyiz biz.

https://www.ozan-arif.net/index.php/bir-devrin-destan/2-boeluem-bir-devrin-destan

Başbuğum 4 Nisan bak geldi yine,

Hasretin hep arttı, hiç eksilmedi…

Dile kolay dile, yirmi bir sene,

Hasretin hep arttı, hiç eksilmedi

Hep fikrinden feyiz alan yürekte

Sağ iken sevginle dolan yürekte

Samimi ülkücü olan yürekte

Hasretin hep arttı, hiç eksilmedi

www.ozan-arif.net

Ozan Arif korkusuz bir dil ve üslupla kaleme aldığı şiirleriyle Türkiye’de siyaseti, politikayı, yönetimi eleştirir. Kimilerinin köşesine sinip menfaatleri için sustuğu dönemlerde Ozan Arif susmaz. Açılım sürecinden, Fetö’ye; darbe girişimlerinden, Pkk terör örgütünün bölücü faaliyetlerine dair yazdığı onlarca şiiri ve yazıları bulunmaktadır. Televizyon ekranlarından sunduğu ve katıldığı çeşitli programlar (Ceviz Kabuğu, Türkmeneli Tv, Avrupa Masası, Ateş Çemberi) vesilesiyle tam bir Ülkücü ruhuyla duruşundan asla taviz vermez.

Dinle beni ey millet… Dinle beni ahali…

Bu açılım, ne iştir, nedir bunun meali?

Ne olacak bunlarla memleketin bu hali?

Habur’da gördünüz bak, çizgiden kaydı bunlar,

İhanetin adını açılım koydu bunlar….

https://www.ozan-arif.net/index.php/siirler

Şiirleri ve besteleriyle Ülkücü gençliğin severek dinlediği biri olan Ozan Arif hislerimizi şu şiiriyle dile getirmiştir:

Aslımız Oğuz aslı,

Ülkücü derler bize,

Neslimiz Asım nesli

Ülkücü derler bize.

Cihandır eşiğimiz,

Ocaktır beşiğimiz,

Dokuzdur ışığımız,

Ülkücü derler bize.

https://www.ozan-arif.net/index.php/bir-devrin-destan/2-boeluem-bir-devrin-destan/item/1466-%C3%BClk%C3%BCc%C3%BC-derler-bize

Ozan Arif’e 2017 yılında gırtlak kanseri teşhisi konulur. Tedavi sürecinden sonra nükseden kansere karşı 2018 yılında daha ağır bir süreç başlar. Kansere bağlı komplikasyonların gelişmesi neticesinde Samsun 19 Mayıs Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi’nde 13 Şubat 04.50’de hayata gözleri yuman Ozan Arif henüz 69 yaşındadır.

Oğlu Mehmet Alp Şirin sosyal medya üzerinden Ozan Arif’in vefat haberini şöyle duyurmuştur:

Türkiye’nin, Türk Halk Edebiyatının son dönem ozanlarından, Ülkücü hareketin gür sesi olan Ozan Arif’e vefa borcumuzu ödemek ve onu yad etmek için kaleme aldığımız bu yazıdan hareketle bu toprakların kıymetlerinin isimlerini sonsuza dek yaşatacağımıza dair sözümüzü tazeliyoruz.

ÖLMEZ BU HAREKET, ÖLMEZ BU DAVA.

0 cevaplar

Cevapla

Want to join the discussion?
Feel free to contribute!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir