Yunan trajedi geleneğinin ünlü eserlerinden biri olan Alkestis’in yazarı Euripides’dir. Kahramanlarının psikolojisini, eserlerine başarıyla yansıtmış ve bu minvalde diyaloglar yazarak tiyatrolarına yeni bir soluk kazandırmıştır.

M.Ö 5.yüzyıl Yunan toplumunda yaşanan hayatın, sosyolojik ve kültürel yorumlarını yapabildiğimiz trajedinin muhtevası hayli geniş olmakla beraber, asırlarca başarısını koruyabilmiş bir başyapıt olarak karşımızda durmaktadır. Bu yazıda Alkestis’in vermiş olduğu mücadelesini ve hislerini, kadın ruhunun penceresinden yorumlamaya ve hissetmeye çalışacağız.

Euripides’in tragedyasının konusu şu şekildedir: Alkestis, Kral Pelias’ın dillere destan güzellikteki kızıdır. Soylu bir aileden gelen Alkestis’in evlilik için kapısında bekleyen talipleri bulunmaktadır. Kral Pelias’a göre en uygun eş, Tanrılar tarafından sevilen Teselya Kralı Admetos’tur. Apollon ise, Kiklop (Türk destanlarında Tepegöz olarak geçen tek gözlü devler) öldürerek tanrıların gazabına uğrar ve bir müddet Kral Admetos sarayında görevli olmakla cezalandırılır. Bu vesile ile Kral Admetos’un insanların nazarında kıymeti yükselir. Nihayetinde Admetos ile Alkestis’in düğün gelip çatar, Tanrılar bu düğünün baş davetlileridir. Düğün sahipleri, Tanrıları hoşnut etmeli ve misafirperverliklerini göstermelidir. An gelir Admetos, bunca telaşın arasında Tanrıça Artemis’e kurban sunmayı unutur. Bu düşüncesizliği onuruna yediremeyen Artemis, düğün gecesi çiftin odasını yılanlarla doldurur. Apollon, ikiz kardeşi Artemis’in yapmış olduğu kötülüğü bertaraf eder, yılanları temizler ve çifti büyük bir beladan kurtarır. Ancak çift, asıl imtihanları ile henüz yüzleşmemiştir. Apollon her seferinde Admetos’u kurtaran bir  fikir bulur ve ona yardım eder.

“Apollon, Admetos’un ölüm anı gelip çattığı zamanda, yaşlı kader tanrıçaları Moiralardan bir başkası kendi isteği ile onun yerini alırsa, kralın ölümden kurtulma ayrıcalığı elde eder. Bunun üzerine Admetos “can yerine can verecek” kişi olarak önce anne ve babasına gider. Ancak onlar oğulları için bu fedakârlığı yapmazlar.”

Alkestis ve Deli Dumrul, Ayşen SİNA, Dr. Ankara Üniversitesi, Dil Tarih- Coğrafya Fakültesi

Admetos’un ölüm nedeni herkesin daha önceden bildiği bir sebep olarak tragedyada açıkça söylenmez. Ecel gelip Admetos’u bulacaktır ve Admetos’un kendi canı yerine başka bir can bulması gerekmektedir. Anne ve babasının oğulları için bu fedakarlıkta bulunmamaları üzerine canını feda edecek kişi Admetos’un çok sevdiği karısı Alkestis olur. Tanrılara göre Admetos’un canının yanında diğerlerinin varlığı pek de kıymetli değildir çünkü  tanrılar  tarafından sevilen Admestos’a bu bir armağan olarak sunulmuştur. Admetos karısı Alkestis’in ölmesini istemez ancak Alkestis’in canını vermekten başka bir çaresi yoktur. Alkestis’e Admetos’un anne ve babasının oğulları için neden can vermedikleri üzerine hayli kafa yormaktadır.

Alkestis: “… Senin için hayatımı feda ederek yaşamanı temin ettim. Senin uğrunda öleceğime yaşayabilir ve Teselyalılardan istediğim gibi bir koca seçer ve kral sarayında mesut ve müreffeh yaşayabilirdim. Senden yetim kalmış çocuklarla ve senden uzak olarak yaşamayı istemedim ve bunun için saadet ve neşemi veren gençliğimi feda ettim. Bununla beraber hayatına sebep olan adam ve seni dünyaya getiren kadın, oğullarını kurtarmak için şerefli bir ölüme  ölmeği reddederek seni bırakmışlardı halbuki yaşları da ölüme yakışacak yaştı…” (Euiripes)

Alkestis’in bu sözleri durumun vehametini izah eder niteliktedir. Admetos’un başı sıkışmıştır ve yanında kimsesi yoktur. Kadın ruhu ve annelik hisseleriyle ağzından çıkan bu sitemli sözler Alkestis’e bir anne ve babanın neden fedakarlıktan kaçındıklarını düşündürmektedir. Alkestis iki çocuğu ve eşiyle yaşayacağı güzel günlerin, hayallerinin, önce tanrılar sonra anne ve babanın bencil ve yalnızca kendilerini düşünmelerinden ötürü yıkılışını izlemektedir. Tanrılardan gelen ecel hükmünden kaçış yoktur çare de bulunamayacaktır.

Alkestis: “Hiçbir şey hayat kadar kıymetli değildir; senden rica edeceğim son şey hayatımın yerini tutamaz. Bununla beraber ricam haklıdır. Bunu sen de kabul edeceksin. Çünkü bu çocukları benden az sevemezsin, eğer aklın başında ise bunu tasdik edersin. O  halde onların bu evinde hükmetmelerine tahammül et. Bu küçüklere tekrar evlenerek bir üvey anne musallat etme, onlar için benim kadar müşfik olmayan başka bir kadının kıskanç eli bu çocukların -benim ve senin çocuklarımızın- üzerine kalkmasın. Ah bunu yapma…” (Euiripes)

Alkestis burada annelik duygusuyla hareket ederek Admetos’tan gayet tabî bir istekte bulunur. Burada onun bu ince ve düşünceli karakterinin yansımasını görebiliyoruz. Eşinin yanında, sarayının odalarında, kendisinden sonra  yeni bir adım ve nefes istemez Alkestis. Hatıralarına saygı duyulmasını bekleyen masum bir arzusu vardır. Çocuklarının başına gelmesinden endişe ettiği “üvey anne” fikri Admetos’un kafasından -eğer böyle bir düşüncesi var ise- silmek için vasiyette bulunur. Çocukları için endişe etmekte; gözünün arkada kalmaması için telkinde bulunmak mecburiyetinde kalır. Anneliğin ve kadınlığın evrensel hislerini ve davranışlarını bu metin duyurur niteliktedir.

Admetos biricik eşi Alkestis’in son isteğini saygıyla karşılar ve çocukları huzurunda kabul eder. Ancak Alkestis’i ölümü götüren kararın derinlerinde yatan başka sebepler bulunmaktadır:

“Euiripides’in yaşadığı çağın Atina’sında, günümüzdekinden oldukça uzak bir demokrasi kavramı vardı. Bu demokratik yönetim modelinde kadınların oy hakkı yoktu, meclise giremezler, görev alamazlardı. Mülkiyet hakları olmayan kadınlar yasal olarak iş sahibi de olamazdı. Her kadın doğumundan ölümüne kadar en yakın erkek akrabasının ya da kocasının koruması altındaydı ve ancak onun aracılığıyla yasal haklarını kullanabilirdi. Kyrios denen bu koruyucu kadına gücüne göre bir drahoma vererek evlendirir. Boşanırsa kadın drahomasıyla birlikte koruyucusuna dönerdi. Vasiyet bırakmadan ölen bir babanın tek mirasçısı kızı olduğunda ise en yakın erkek akraba kızla evlenme hakkına sahipti. Bu akraba zaten evliyse, karısından boşanıp miras sahibi kızla evlenebilirdi. Öyle anlaşılıyor ki Atina yasalarına göre, amca ile yeğen, üvey kızı ve erkek kardeş arasında evlilik mümkündü. Bu durumun gerçekleşmediği zamanlarda, en yakın erkek akraba miras sahibi kızın koruyucusu olur ve onu uygun bir drahoma ile evlendirirdi.” 

Alkestis ve Deli Dumrul, Ayşen SİNA, Dr. Ankara Üniversitesi, Dil Tarih- Coğrafya Fakültesi

Alkestis’i ölüme götüren sebeplerden biri de yukarıda bahsolunan meselelerdir. Eğer yaşamı tercih ederse çocuklarının üzerinde hak sahibi olamayacak, babasının evine çocuklarıyla beraber dönemeyecek; belki de küçük kızı en yakın erkek akrabası ile evlenmek zorunda kalacaktır.

Kral Admetos, Alkestis’in ölmemesi için her yolu dener. Saray sunaklarını kurban kanlarıyla sular, dualar eder ancak her zamanki gibi elinden daha fazlası gelmez. Alkestis son nefesini kadim Yunan inançları üzere yatağında verir ve saraydan yatağı ile çıkarılır.

Admetos’un pasif bir karakterde olması tragedya boyunca göze çarpan önemli bir detaydır. Hüzünler içinde Alkestis’in ölümüne üzülür, renk vermemeye çalışır. Sözlerinde hüznünün derinliği hissedilir:

“Admetos: Sen giderken beraberinde yaşama sevincimi de götürdün.”

ALKESTİS’İN VEDA ANINI RESMEDEN TABLO

Alkestis’i yeraltı dünyasından ecelin (Thanatos) elinden savaşarak kurtaran da başka bir figür olan Herakles olacaktır. Admetos, cenaze merasimi esnasında sarayına misafir olarak gelen Herakles’e eşinin vefat ettiği söylemez ve onu hürmetle ağırlar. Hizmetçiler vesilesiyle Herakles gerçeği öğrenir. Admetos’un hürmet ve saygısına karşılık olarak Yeraltı Dünyasına inerek Alkestis’i kurtarır. Admetos yine pasifize edilmiştir hiçbir şey yapamaz ve yalnızca bekleyen ve razı olan taraf olur. Alkestis yeni bir hayatla şereflendirilip dünyaya gönderilir.  Kimi anlatılara göre  de Alkestis Tanrılar tarafından affedilir.

Alkestis bir kadın olarak bunca zorluğun içinde cesurca ölüme yürüyen ve her şeyi göze alan asil kadın figürü çizer. Yunan toplumunda kadının miras hakkından, varlığına ciddi bir sorgulama ortamı olduğunu düşünürsek, Euripides; tragedyasının adını Alkestis vererek, öykünün merkezine bir kadın koyarak belki de bir şeylerin değişimine ve kadın vurgusuna dikkat çekmek istemektedir. Alkestis, evrensel bir kadın ruhu imajı çiziyor ve davranışlarıyla eş ve anne modellemesinde nitelikli bir analiz imkanı sağlıyor. Bu eserin edebi kıymeti Yunan edebiyatının önemli baş yapıtlarından biri olarak derinlemesine keşfedilmeyi bekliyor.

[1] Euripides, Alkestis, çeviri: Prof.  Ahmet Hamdi Tanpınar, ANKARA 1943- MAARİF MATBAASI.

0 cevaplar

Cevapla

Want to join the discussion?
Feel free to contribute!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir